14 Ekim 2018 Pazar

BELEDİYELERİMİZ VE ŞEHRİMİZİN TAKIMLARI

Gönderen serdar

BELEDİYELERİMİZ VE ŞEHRİMİZİN TAKIMLARI

San Marino diye bir ülke var, Avrupa' da değil mi? Bu ülke nerede? Kaçımız haritadaki yerini gösterebilir? Ama San Marino diye bir ülke olduğunu herkes bilir. San Marino' nun futbol takımı tüm maçlarını kaybediyor olsa bile, tarihi farklar yiyor da olsa diğer Avrupa ülkeleri ile yaptıkları maçlar nedeni ile Avrupa' daki her şahıs San Marino diye bir ülke olduğunu bilir. Bundan büyük bir reklam olamaz...

San Marino örneği Türkiye için de geçerlidir. Bir şehrin takımının Süper Ligde mücadele etmesi ve hatta Avrupa' da maçlar oynaması o şehir için, o şehirdeki belediyeler için, o şehirden başka şehirlere iş yapan yada ihracat yapan Firmalar için çok büyük ve ekonomik bir reklamdır. Bu nedenle o şehrin spor kulüplerinin belediyeler ve şehrin markaları tarafından desteklenmesi herkes için hayati öneme sahiptir. Durum böyleyken, bir de Kayseri Spor Kulüplerinin belediyeler tarafından desteklenmesinin sakıncaları üzerine bir muhabbet sıklıkla ortaya atılmakta...

Türkiye Futbol Süper Liginin adının Spor Toto, Türkiye Kupasının adının Ziraat Kupası olarak oynandığı ülkemizde şehir takımlarına o şehirlerin belediyelerinin destek olmaması yönündeki eleştirinin saçma ve kötü niyetli olduğu ortadadır. Ülkemizi Avrupa Arenasında temsil eden İstanbul Kulüplerinin en büyük sponsorları yine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ortaklığının bulunduğu yada yeni özelleştirilen Firmalar. Dev borçlarla ancak devletin maddi ve manevi desteği ile batmadan yoluna devam edebilen bu DEV (!) Kulüpler her iki yılda bir devlete olan vergi borçlarının ertelenmesi yada affa girmesi için tüm siyasi baskılarını yapmaktalar. Spor Tesislerinin mülkiyetlerinin alınması, devletten hibe ile aldıkları yada kiraladıkları arazilerin kiralanması suretiyle elde ettikleri DEV kazançlar yetmezmiş gibi bir de Stadyum ve Tesislerinin T.C. Devleti tarafından yaptırıldığını unutmamak gerekli.

İşte tam da bu ortamda bazı kötü niyetli cahiller Türkiye' de belediyelerin şehir takımlarına destek vermesinin gereksizliğini sık sık gündeme getirir oldu. Olayı Kayseri' ye ve Belediyelerimize getirirsek eğer, Kayseri' nin ekonomik ve imajına yönelik olarak Spor Kulüplerinin desteklenmesi belediyelerin asli vazifesidir. 

Belediyelerimizin Kayserispor' a, Kayseri Basket Kadın Takımımıza ve diğer tüm Kulüplerimize maddi ve manevi olarak DESTEK vermesi Belediyelerin asli vazifesidir. Bu Kulüplere destek vermeleri bir lütuf değil GÖREVLERİDİR.

Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Çelik, Melikgazi Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç, Kocasinan Belediye Başkanımız Ahmet Çolakbayraktar, Talas Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu;

Kayserideki Spor Kulüplerine maddi ve manevi destek olmanız o kulüplere karşı bir iyilik yada lütuf değildir. Bu Kulüplere destek olmanız GÖREVİNİZDİR, VAZİFENİZDİR. Sizi Kayseri seçmeni oraya göndermişse bu Kulüplere destek vermeniz GÖREVİNİZDİR. Maçlardan kendi fotoğrafınızla birlikte sosyal medyada verdiğiniz destek mesajlarınız aslında o kulüplere destek olmamakta, yalnızca şahsınızın oylarının artırılması adına kendinize destek olmaktadır. Bu gerçek ise tüm Kayserililer tarafından bilinmektedir.

Kayserispor Takımı seçim malzemesi olarak kullanmanız için icad edilen bir unsur değil, şehrin imajının yükseltilmesi ve reklamının yapılması adına şehrimize lütfedilmiş olan fırsatlardır. Sizleri o koltuklara oturtan Kayseri Seçmeninin beklentisi ise bu takımlara öyle ucundan değil, beklenti içine girmeden TAM olarak destek olmanızdır. Şahsım adına Kayserideki Spor Kulüplerine vereceğiniz desteğin takipçisi olacağımı söylemek isterim. 

Ey Büyük Kayserispor Taraftarı, Kayseri Seçmeni;

Kayserideki Spor Kulüpleri şehrin en önemli değerlerindendir ve bu değerlerin yeterince desteklenmesi ve yüceltilmesi adına seçtiklerimizin samimi ve gerçek desteklerinin takipçisi olun. Sık sık hatırlatın. Kayserideki Spor Kulüplerinin desteklenmesi bir iyilik yada lütuf değil, Kayseri Belediyelerinin asli VAZİFESİDİR, GÖREVİDİR. Biz ise seçtiklerimizin bu görevlerini yerine getirmesi için sonuna kadar takipçi olmalıyız.

Serdar ERBASI
https://twitter.com/SerdarERBASI

9 Nisan 2011 Cumartesi

Yerel Basının Kayserispor Taraftarına Bakışı

Gönderen serdar

Bugün elime geçen bir Kayseri Yerel Gazetesi sonrası büyük bir şaşkınlık yaşadım. Gazete İBB-Kayserispor Maçından bir fotoğrafı içeriyordu. Fotoğrafta yakışıklı Kayserispor Taraftarları iki de pankart açmış. 3.000 kişi geldiğini iyi hatırladığım maçtan pankarttan dolayı olsa gerek sadece 20' si karede görülmekte. Beni şaşırtan asıl olay ise haberdeki yazıydı. Haber, Türkiye' nin en modern stadının neden dolmadığı konusundaki serzenişler, röportaj ve yorumlarla doluydu. Ben böyle bir hata sonrası haberi yapana sorarım: Bu yanlış haberin iki nedeni olabilir: 1. si haberi yapan kötü niyetlidir. 2. si haberi yapan eline hasbelkader geçen fotoğraftaki stadın Kayseri Kadir Has Stadı olmadığı bilemeyecek kadar Stada uzak kötü bir gazetecidir. Bu yerel gazete benim ofisin bulunduğu binada basılıyormuş. Birazdan gidip soracağım. Hangi seçenek doğru???

1 Kasım 2009 Pazar

Piero Tuncay!

Gönderen serdar

Piero Tuncay!

“Hakem Tolga Özkalfa yardımcısına baktı ve golü verdi” spiker Fenerbahçe’ nin golünden sonra hep aynı cümleyi söyledi. Peki o sırada Yan Hakem Baki Tuncay neredeydi? Bulunduğu yerden topun çizgiyi geçtiğine nasıl bu kadar emin oldu da çıldırmış gibi orta çizgiye doğru koşmaya başladı?

Önemli olan gol olması yada çizgiyi geçmiş olması değil, o kadar kamera açısına bakıyoruz ve yine de topun çizgiyi geçtiğine emin olamıyoruz da adam aut çizgisine 20 metre uzaktayken bu kadar emin oldu o golden… AYIP!

Geçen yıl da Trabzon maçında 15 cm çizgi dışındaki topa gol vermişti bizim TARAFSIZ (?) hakemlerimiz. Çizgi hakemi uygulaması deneme aşamasında bildiğiniz gibi ancak bizim ligimizde o da işe yaramaz çünkü hakemlerimiz kendini Piero sanıyor. Piero da kendileri gibi taktir haklarını hep İstanbul’ dan yana kullanacaktır ve Türk Futbolu da bu şahsiyetlerin taktir hakları sayesinde her daim geri gidecektir.


Serdar ERBASI

27 Ekim 2009 Salı

Fenerbahçe Maçı Biletleri Pahalı mı?

Gönderen serdar




Aslında "Fenerbahçe Maçı Biletleri Pahalı mı?" sorusuna cevap verebilmek için daha bir geniş açıdan düşünmek gerekli. Öncelikle diğer soruları da soralım...

- Ertuğrul Sağlam' ın Teknik direktör olduğu zamanlarda biletlerin 1 TL' ye kadar inmesi doğru muydu?

- Stadın açılış maçındaki fiyatların açıklandıktan sonra 10 TL' ye indirilmesi doğru muydu?

- Kayserispor Maçlarında 10.000 taraftar stada gelmezken Galatasaray - Ankaragücü maçında biletlerin tamamının satılmış olması hoşunuza gitti mi?

Fenerbahçe Maçı ile ilgili benim beklentim normal maçtaki fiyatların iki katı olmasıydı. 20 TL ve 40 TL. Bilet fiyatları 20-40 TL olarak açıklansa stadın tamamının dolacağına emindim. Benin tercihim genelde Doğu Alt Tribündür ve bu tercihimin bu maçtaki fiyatı 80 TL. 50 TL' yi daha normal karşılardım.


Şimdi sorulara dönelim...

Bir kere Kayserispor' un haftasonu oynadığı Süper Lig Maçının biletlerinin daha önce 1 TL' satılmış olması büyük bir hatadır. Bu gerçek. Bu hatayı yapanlar da hatayı kabul etmekte zaten. 3 yıl önce sonlanan bu uygulamanın hala akıllarda yer etmesi ve "acaba tekrar aynı fiyatlara dönermiyiz" şüphesi bile bize hala zarar vermekte...

Başka bir hata da Özhaseki' nin Fenerbahçe Maçındaki bilet fiyatlarını aşağı çekmesidir. Bu siyasi karar Kayserispor' a çok büyük zarar vermiştir. O maç o fiyatlarla kesinlikle dolacaktı. Yine maç günü bilet bulamayacaktık ancak 10 TL' ye satılan biletler 2 saat içince tükendi ve taraftar karaborsa arayışına girdi. Kayserispor' un bu sezon için yaptığı tüm planlar da siyasi bir karar sonrası suya düştü ve bu kararın uygulanması da bu seneye kaldı.

Gelelim son sorumuza: Kayserispor kendi sahasındaki Ankaragücü maçında o güzel oyuna ve skora rağmen 10.000 taraftarı bulamadı ancak Galatasaray - Ankaragücü maçında tüm stad doldu. Tüm ülkeye "Kayserili Galatasaray' lıdır" imajını verdik ve bu olay Kayserispor Taraftarlarını üzdü. O maç için hiç kimse bilet fiyatlarından bahsetmedi.

Hatalı ve İstikrarsız Bilet Fiyatı Politikası
Yanlış olan bu maçtaki bilet fiyatı değil, geçmişten günümüze kadar gelen bilet fiyatı politikasının istikrarsız şekilde yürütülmesidir.
Kombine Bilet uygulaması hatalıydı
Öncelikle Taraftarın kombine bilet uygulamasına yönlendirilmesinde Yönetim ciddi şekilde hatalıdır. Bu konuda hiç bir Yöneticimiz yada çalışanımız taşın altına elini koymamış ve kombine satma konusunda hiç bir çaba harcamamış ve hatta fikir üretmemiştir. Kombinenin cazipliği konusunda Taraftar ikna edilmemiş ve kombine biletler bir bağış aracı olarak görülmüştür. Dahası doğal olarak satılmayan kombine biletlerinin faturası İstanbul Medyası önünde Taraftara çıkarılarak Kayserispor Camiası Taraftarıyla birlikte Türkiye önünde küçük düşürülmüştür. Bu konularda Yönetimin ve Çalışanlarımızın hepsi de tek tek sorumlu ve hatalıdır.

Ancak bugüne kadar süregelmiş tüm hatalı davranışlar ve hatalı bilet fiyatı politikasını bir yana bıraktığımızda ve tek başına bu maçın bilet fiyatını mercek altına aldığımızda Fenerbahçe Maçının bilet fiyatlarının bu kadar yüksek açıklanması hata değildir.

Geri adım atılmamalı
Bu fiyatların hata olmaması ve hatta ileriye dönük olarak Kayserispor' a fayda sağlayacak bir adım olması bu adımın sadece bu maçta cebe girecek para düşünülerek atılmamış olmasına bağlıdır.

İstikrar ve kombine politikası şart
Bu maç için belirlenmiş fiyat Taraftarın beynine işlenmeli ve Taraftar / Kayseri hangi maçın bilet fiyatının ne kadar olacağını daha sezon başından bilmelidir. Bu fiyatların değişmesine hiç kimse müsaade etmemelidir. Kombine biletlerinin satışı sezon biter bitmez kampanya yada benzeri pazarlama yöntemleri ile birlikte başlamalı ve fiyat tüm sezon boyunca izlenecek maçların toplamının %70' inden fazla olmamalıdır.

Kombine biletleri bağış aracı olarak görülmemelidir. Localar bağış aracı olarak düşünülebilir.

Buradaki amaç Taraftara ve Kayseri Halkına karşı kararlı durabilmek olmalıdır. Bilet fiyatları takımın gidişatına göre, bir siyasetçinin baskısına göre yada bilmem başka bir saçmalığa göre sezon içinde değişikliğe uğratılmamalıdır. Kombine alan Taraftar ne aldığını bilmeli, kombine almayan ne kaçırdığını bilerek kombine yerine bilet tercihine gidebilmelidir.

İşte o zaman Taraftar bilet fiyatları konusunda daha tutarlı olur, tepkisini sezon sonunda bir sonraki sezon fiyatlarına yönelik yapar.


Son olarak ben de bilet fiyatı ve bu fiyatın Taraftar üzerine maddi etkisi konusundaki fikrimi yazayım...

Kupa maçlarını saymazsak bir sezonda Kayseri' de 17 maç var. Yaklaşık olarak ayda iki maç var ve bu maçların ikisine de gitmek isteyen bir taraftar ayda 20 TL vererek Kayserispor maçlarını izleyecek. 4 paket sigara parası... Şimdi askari ücret muhabbeti aklımıza gelebilir ancak Kayseri' nin nüfusunun 1 milyondan fazla olduğunu ve bu rakamın 700 bin kadarının da Kayserili olduğunu hatırlatmam gerek. Sokağa çıktığınızda önünüzden geçen arabaların markaları, fiyatları yada yaktığı benzini düşünün. Geçenlerde sinemaya gittim ve şu an ismi bile aklımda kalmayan film için 12 TL ödedim. Eşimle birlikte 23 TL... Bir aylık maç parasından fazla...

İstanbul' daki iyi bir sinemanın yıllık toplam bilet satış rakamının 65 Milyon TL (65 TRİLYON) olduğunu biliyor muydunuz? Kayseri' deki sinemanın ise yıllık bilet satış toplamı 18 Milyon TL (18 TRİLYON). Kayserispor' un yıllık bilet satışı (kombine dahil) 3-4 Milyon TL civarı. Aslında bu olay hayatımızdaki önceliklerimizle ilgili...

Kayserispor Camiası ciddi bir ivme ile ilerlemekte. Bu rüzgarı kesmeden biz de ilerlemeliyiz. Başkalarının yaptıkları hataları Kayserispor Taraftarlığımızın önüne mazeret olarak koymadan Taraftarlığımızı yapmalıyız. Bilet fiyatlarını Taraftarlığımızın önüne mazeret olarak koymayalım. Gücümüz yetiyorsa maça gidelim. Yoksa sonraki maça gidelim.

Benim için Ankaragücü maçı ile Fenerbahçe maçı aynı değere sahip. Ancak izleyebildiğim her maçı izlemek isterim. Bu maçın da izlemeye değer bir maç olacağına eminim. Üçe, beşe bakmayın ve bu maçı izleyin. İzleyebildiğiniz tüm Kayserispor Maçlarını izleyin, Hepsini!


Serdar ERBASI

23 Ekim 2009 Cuma

Korner Direğinin ne suçu var?

Gönderen serdar



Eski golcümüz Gökhan bize karşı attığı golden sonra hızını alamadı ve bir tekme de korner direğine salladı. Cılız korner direği ise büyük golcünün tekmesi sonrası yerlere serildi. Cezası kesilmişti...

O zaman aklıma geldi ve kendi kendime sordum:

-Kayserispor' dan ayrılma ve başarılı olarak oynamadığı, Trabzonspor camiasında sürekli olarak dillendirilme nedeni o direk miydi?

-Kayserispor' dan ayrıldığı sezon Taraftar ve Kayserispor Camiasının tepkisini çeken "eldiven fırlatma", "%80 Galatasaray' dayım beyanatı", "Menejeri vasıtasıyla sürekli sorun çkartması", "Kayserispor' daki son sezonundaki istikrarsız form düzeyi", "Rubin Kazan' ı Kulube getirip ayrılmak istiyorum dedikten sonra Rusya' da oynamayacağını Kayserispor' dan gitmek istemediğini söylemesi" ve nihayetinde Trabzonspor' a gitmek zorunda kalmasının suçlusu o cılız direk miydi?

Aslında "Futbolu Çirkinleştirme" dalındaki en iyi hakem Cüneyt Çakır' ın maç boyunca verdiği en doğru karar o Cılız Direğin suçsuzluğunu belirten Sarı Kartı oldu.

Hakem o kartla gerçeği bir kez daha Gökhan' ın suratına çarptı. Sarı kartı Gökhan' ın suratının karşısında görünce Gökhan' ın gerçeklerin farkında olduğunu ve aslında geçmişinde yaptığı hatalar dolayısıyla kendisine ceza verdiğini anladım.

Eski golcümüz Gökhan' a tavsiyemiz şudur:

Gökhan, sen bu kafayla gidersen daha çok hatalar yaparsın ve o hatalar için kendine biçeceğin ceza için o cılız korner direğini bırak kale direkleri bile kifayetsiz kalır. Aklını başına al ve yeni hatalar yaparak kendini daha fazla küçültme. En azından seni yine o güzel gollerinle hatırlayalım. Eski hatalarının üzerine eklediğin yeni saçmalıklarınla değil!


Serdar ERBASI

19 Ekim 2009 Pazartesi

Kayserispor Forması???

Gönderen serdar




5.5 yaşındaki kızım benden yeni bir forma istedi ve ben de maç günü Forma aradım...

"6 yaş için Kayserispor forması var mı?" diye sorduğum iki mağazada da aynı cevabı aldım. "Kayserispor Forması yok da Galatasaray forması var abi". Bilinçsiz tezgahtarların o saçma cevaplarına muhatap olduğumda yanımda kızımın olmamasına sevindim.

Kulupten bir yetkiliyi aradım ve sordum: "6 yaşındaki kızıma maçta giymesi için nereden Taraftar Forması alacağım?". Kayserispor Formaları satan Store' un henüz açılmadığını söyledi Sn Yetkili... "Ne zaman" diye sorduğumda ise "Bilmiyorum" cevabını aldım.

Sportif başarıların yanında Taraftar Sayısını artırmak ve Taraftara Taraftarlık zevkini yaşatmak için hiç bir şey yapmayan Yönetimimiz 3-0 lık güzel bir maça sadece 10.000 Kayserispor Taraftar geliyorsa aslında bu sayıya şükretmeli ve "maça neden taraftar gelmiyor" diye de serzenişte bulunmamalı.

Kalitesiz Formalar için Taraftarımız Adidas' a 80 TL ödüyor ve bu rakamın tek kuruşu Kayserispor Kulubüne gitmiyor ve Kayserispor Kulubü hala bu konuda hareketsiz.

Yaşına uygun kaliteli Kayserispor Forması bulamayan çocuklarımız yaşına uygun Forma üreten İstanbul Kuluplerinin Taraftarı oluyor, Kayserispor Kulubü halen hareketsiz.


Son kez yazıyorum:

LİSANSLI KAYSERİSPOR ÜRÜNLERİ SATAN MAĞAZA İSTİYORUZ


Serdar ERBASI

15 Ekim 2009 Perşembe

Kanser Dökümü

Gönderen serdar



Çarşamba günü yayınlanan Yaprak Dökümüne bir arkadaşım bu adı verdi. "Kanser Dökümü". Televizyon başındakileri kanser etme çabasındaki Senarist işini çok iyi yapıyor.

Çarşamba günleri işten çıktığımda beni bir sıkıntı basar. Akşamki diziyi izlememek yada içeri odadaki televizyondan sesleri duymamak için neler yapacağımı düşünürüm. Eşim diziyi izlerken bilgisayarla uğraşırım, satranç oynarım yada PES ama nafile; gözüm kaydığımda gördüğüm başı önde Ali Rıza Bey bakışı yada Zengin hısımların aşağılayıcı süzüşleri yada gergin bir zoraki buluşma, yemek, davet ortamı beni germeye başlar.

İçeri odada yaptığım başka bir faaliyet sırasında duyduğum kasvetli müzik yada ağlamaklı, olumsuz ve dizideki karakterini canlandırma amacındaki sanatçımızın ağzını burnunu kırma hissiyatını içime akıtan o Annenin sesleri ciğerlerime baskı yapar.

Ne yapsam kaçamam o diziden. Dizinin olmadığı günlerde reklamına gözüm takılır ve yine o manzaraları görürüm. Yeni bölümde ailenin başına neler geleceği, yine hangi aile mensubunun hangi saçmalıkları yapacağını yada ailenin kimlere rezil olacağını görür, hadi bir kısmını da doğal olarak kafamda kurgular yine gererim kendimi.

Bazen kendimi teslim ederim Senarist Melek ve Ece Hanım' lara. Otururum eşimin yanına, elini tutarım eşimin ve birlikte teslim oluruz senariste. Hiç olanların saçmalık olduğunu felan aklıma getirmem. Teslimiyet, sonuna kadar. Teslimiyet, taki dizinin son uzun reklam arasındaki 10 saniyelik bölümündeki o acı bakış ekranda donana kadar. O bakış bir hançer gibi girer böğrümüze. O hançeri kimisi hemen çıkarır böğründen, kimisi uyuyunca, kimisi bir kaç gün taşır o hançeri, kimisi ise yeni bir hançeri bir yerine yiyene kadar taşır o hançeri. Acıtır içini.

Kulak misafiri olarak takip ettiğim, teslimiyet esasına göre sonuna kadar izlediğim yada reklamını dahi gördüğüm her bölümden sonra dizinin senaristine ulaşıp "Yahu ablacım anladık dizi tuttu, evet ama bu kadar da olmazki. Bir ailenin başına bu kadar müsibet çıkartıp da izleyicilere bu kadar işkence çektirilmezki" diyecek oluyorum ancak o hançeri böğriüden hemen çıkaranlardan mı olduğum için bilinmez unuturum. Günün akışında aklımda ne senarist kalır ne de email düşüncem.

Dün yarı teslimiyet esasına göre PES oynarken izlediğim dizinin başında Zengin Ailenin salak aşığı Cem' in öleceği hissi belirdi bende. O zaman hak etmediği zenginlikle zavallı ailenin diğer mensuplarına yaptığı aşağılamaların cezasını da çekecekti zamanında kardeşinin kocasıyla kaçan ahlaksız kadın... Dizin sonunda galiba dediğim oldu, Cem' in kalbi durdu. O zaman anladımki ben bu senaristi çözdüm. Ben bile çözmüşsem bu olayı artık dizinin uzatma dakikaları da penaltı atışları da sona ermiş demektir. Öncelikle senariste uyarıda bulunmaya karar verdim.

Senariste ulaşıp 65 yıl önce aramızdan ayrılmış büyük yazarımıza daha fazla haksızlık etmemesi adına kendisinden diziyi bu yıl tamamlamasını isteyeceğim. Bunu kendim için değil aynı hançeri defalarca ciğerine yiyen diğer mağdurlar için yapacağım. Bu kadar olmaz, bu kadar saçma sapan arabesk olaylar ne gerçekte, ne dizilerde ne de masallar olmaz. Yeter...